Soma’nın Yüreği Termik Santral’de Direnen İşçilerle Atıyor! – Sosyalist Barikat / EÖC

Soma Termik Santralinde yönetimi 16 Şubat 2026 tarihi itibariyle üretime durdurulmasına karar vererek 87 işçiyi ücretsiz izne çıkardı.

Soma Boyun Eğecek mi?

Kömür madenleri, taşımacılığı ve termik santralleriyle bir işçi kenti olan Soma’da işçi sınıfına yönelik işten çıkarma, işyerinde baskı kurma, iş cinayetleri, katliamları ve daha pek çok yoldan saldırılar yeni değil. Ve elbette bu saldırılara karşı işçi sınıfının ve Soma halkının direnişleri de yeni değil. Termik santral işçileri bu direniş geleneğini yaşatıyorlar. Kış ortasında işsiz bırakılan ve işten tümüyle çıkarılma tehdidi altında olan işçiler boyun eğmiyor ve direniş bayrağını yükseltiyorlar.

Yağmacı holding patronları ve kapitalist sistem açısından işçiler, çocukları, aileleri ve çevreleriyle yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanlar değil, sadece kar üretmek için kullandıkları birer iş aracıdırlar, ücretli köledirler. Soma Termik Santralini özelleştirme adı altında adeta bir yağma tarzıyla mülkiyetine geçiren Torku Anadolu Birlik Holding patronları da, yıllardır santralin çalışmasını, üretmesini ve ayakta kalmasını sağlayan işçileri diledikleri gibi kullanıp atacakları basit bir üretim aleti olarak görüyorlar. Onları “ücretsiz izin” adı altında açlığa, sefalete mahkum etmeye çalışıyorlar.

Fakat Termik santral işçileri bu uğursuz saldırıya karşı birleşerek tüm Soma işçilerinin ve halkının sesi olarak direnişteler.

Soma Termik Santrali neden bu durumda, neden üretimi durduruyor?

Sokağa atılan, sefalete mahkum edilenler işçiler olduğuna göre, onlar sebebi işçiler olarak görüyor olmalılar. Ya da sebep ne olursa olsun, bedel ödemesi gerekenin işçiler olduğunu düşünüyorlar. Ama elbette böyle değil. Tam tersi…

Peki nedir Santralin gerçek hikayesi?

Soma Termik Santrali 60 yıl önce kurulmuş, mülkiyeti 2015’e kadar bir devlet firması olan EÜAŞ (Elektirik Üretim AŞ) ait iken, bu tarihte AKP rejimi tarafından bir yağma fiyatıyla 685.5 milyon dolara Torku Anadolu Birlik Holding’in alt kuruluşu Konya Şeker’e satıldı. Bu tarihten itibaren Santral tam anlamıyla yağmalandı. 2024’de açıklanan Sayıştaş raporlarına göre Holding 19 Nisan 2023’ten itibaren satın aldığı kömür satış bedellerini ödemiyor. 31Aralık 2023 itibariyle santralin TKİ’ye olan borcu 3.2 milyar TL’ye yükseldi. 2025 başında ise iddialara göre TKİ’ye olan borcu 10 milyar TL’yi geçti. 2026’ya gelindiğinde ise bu borcun on milyarlarca TL olduğunu tahmin etmek zor değil. Sadece bu da değil; Holding özelleştirmeden kaynaklı olarak devlete olan borcunu da ödemedi. Sonrasında borcunu 6 taksite böldürdü. Bu işlemden dolayı oluşan kamu zararı ise 177 milyon doları geçiyor. Ayrıca borçlarını ödeyip ödemediği de meçhul. Ayrıca Holding santralde herhangi bir yenileme yapmadığı gibi, takması gereken baca gazı filtresini de takmamakta ısrar etti. Soma’da yaşanan çevre kirliliği felaketinin ve buna bağlı olarak yaşanan sağlık sorunlarının başlıca sorumlularından biri de bu Holdingtir.

Gelinen noktada, yağmacı Holding patronları ve onun hamisi AKP rejimi halka hesap vermek yerine, işçileri sokağa koyarak, açlığa ve sefalete mahkum ederek ve onlarca milyarlık borçları halkın sırtına yükleyerek Santrali devredip kaçmaya çalışıyorlar.

Santralde örgütlü bulunan sendika TES-İŞ’in Manisa Şube Başkanı Mustafa Girginler’in yaptığı açıklamada ifade ettiği gibi; “Ankara’dan gelen talimatla santral kapatılarak işçiler ücretsiz izne çıkarıldı.” Yani bugün işçilere karşı kurulan bu kumpasın/saldırının önünde Holding, arkasında ise AKP rejimi bulunuyor.

Santral Kapatıldığında Sadece Santral İşçiler mi Zarar Uğrayacak?

Santralin kapatılmasından yağmacı holding patronlarının zarara uğramayacağı apaçık ortada. Onlar Ankara’da siyasetçisiyle, bürokratıyla, holdingcisiyle halk deyişiyle “al külah ver takke” diyerek, yağma paralarını bölüşecekler.

Santralin ve santral işçilerinin geleceği ise belirsizliklerle dolu. Bu belirsizliğin bedelini, zararını ise işçilere ödetmek istiyorlar. “Ücretsiz izin” dedikleri şey zaten sefalete mahkum etmedir. Direniş yoksa ardından gelecek şey ise işten atılmak olacak.

Ancak bedel ödeyecek olan sadece santral işçileri olmayacak. Santrale kömür sağlayan on binlerce maden işçisi de kaçınılmaz olarak belirsizlik, işsizlik girdabına girecek. Sadece bu da değil. Her gün madenlerden santrale kömür taşıyan binlerce taşıma sektörü esnafı ve işçisi de işsiz kalacak ve doğrudan zarar görecek. Ayrıca santral Soma’nın yaklaşık yüzde 40’ına ısınma ve kullanım için sıcak su sağlıyor. Santralin kapanması ve bunun yerine alternatif yolların bulunması da on binlerce aileyi ciddi biçimde zarara uğratacak ve mağdur edecek. Kısacası, santralin kapanması veya bugünkü belirsizlik halinin devamı demek Soma’nın bütününe yönelik bir saldırıdır. Daha şimdiden Polyak Eynez Madencilik, Demir Export AŞ, Fernas Madencilik, Yeni Anadolu Madencilik gibi firmalarda ciddi işten çıkarmalar, şaibeli devirler, işçilerin özlük haklarının gasbı, maaşlarının ve promosyonlarının ödenmemesi gibi saldırılar arka arka gelmektedir. Soma, Kınık madencilik havzasının tümünde işçi sınıfı ve emekçi halk genel bir saldırı altındadır.

İşçilerin talepleri çok somut ve basit; birincisi ücretsiz izne çıkarılan 87 işçinin işlerine iade edilmesi. İkincisi, santralin geleceğine ilişkin belirsizliğin sona erdirilmesi ve santralin derhal yeniden çalıştırılmaya başlatılması.

Kim Kazanacak?

Soma’yı Soma yapan, bütün fabrikaların, madenlerin santrallerin çalışmasını sağlayan, değer yaratan, zenginlik yaratan, bunları ayakta tutan işçilerdir, halktır. İşçiler kullanıp atabileceğiniz basit bir alet değildir. Soma işçileri ve halkı dayanışma ve mücadele içinde bunu bir kez daha gösterecektir. Birleşen halk, birleşen işçiler yenilmez!

Ve Soma işçisi, Soma halkı, büyük işçi sınıfının, tüm halkın bir parçasıdır. Onların mücadelesi, 87 işçiyle başlamış olan direniş, 85 milyonun mücadelesidir. 85 milyonun yoksulluğa, sömürüye, adaletsizliğe, işsizliğe, özgürlüklerin ortadan kaldırılmasına karşı mücadelesinin, öfkesinin bir parçasıdır. Bu bilinçle Soma işçisiyle nerede olursak olalım dayanışma içinde olalım. Nerede olursak olalım; Soma’daki işçilerin sesine ses, direnişlerine destek verelim. Maden işçilerini boğmaya çalışan Holdinglerin ürünlerini boykot edelim. Soma işçisinin direnişi ve sesi bugün 85 milyonluk tüm halkın sesi ve direnişidir. Bu sese ve direnişe ortak olalım.

Birleşen ve Direnen İşçiler ve Halk Yenilmez!

Yaşasın Soma İşçilerinin Haklı Direnişi!

SOSYALİST BARİKAT

EMEK VE ÖZGÜRLÜK CEHPESİ