
Umudun, yeniliğin ve mücadelenin günü Newroz’u tüm dünyanın ama özellikle bölgemiz Ortadoğu’nun kan ve ateş çemberine alındığı koşullarda karşılıyoruz.
Emperyalist-kapitalist sistemin dünya çapında işçilere, ezilenlere ve tüm insanlığa karşı vahşi saldırılarının artık süreklileştiği bir döneme girdik. Elbette bu saldırganlıkta en büyük payı bölgemiz Ortadoğu alıyor. Libya’dan, Yemen’e, Filistin’e, Lübnan’a, Suriye’ye, Rojava’ya, Irak’a ve son olarak İran’a değin uzanan muazzam bir coğrafyada bitmeyen savaşlar, yıkım, faşist terör kampanyaları tüm bölgemizi sarmış durumda.
Bahar’ın müjdecisi, yeni bir yılın başlangıcı, gericiliğe, sömürgeciliğe karşı savaşın simgesi olan Newroz bu koşullar altında çok daha büyük bir değer taşıyor. Başta ABD emperyalizmi olmak üzere tüm emperyalistlerin ve bölgemizdeki gerici, faşist devletlerin yarattığı bu boğucu ve vahşi savaş ve yıkımlara karşı, Newroz’a anlam veren yeni başlangıçlar yapma, özgürlük ve insanca yaşam umudunu büyütme, bunun için mücadeleyi yükseltme bilinç ve kararlılığını kuşanma zamanıdır.
Filistin halkı ağır bir soykırım sürecinden geçiyor. Gazze’de, Batı Şeria’da tüm emperyalistlerin açık yada örtülü desteğiyle siyonist faşist İsrail devleti tüm dünyanın gözleri önünde onbinlerce kadını, çocuğu ve diğer sivilleri soykırım saldırılarıyla katlediyor. Ancak Filistin halkı ulusal demokratik hakları için direnmeyi sürdürüyor. Teslim olmuyor, diz çökmüyor, kendi kaderini tayin hakkından vazgeçmiyor. Newroz’un bağrında taşıdığı değerleri yaşatmak demek, Filistin halkına sahip çıkmak, onun ulusal özgürlük davasını desteklemek demektir.
Kürt ulusu ve ulusal özgürlük mücadelesi emperyalistlerin, siyonistlerin ve sömürgeci faşist devletlerin paylaşım oyunlarına kurban edilmek ve kırımdan geçirilmek isteniyor. Kürt ulusunun vazgeçilemez hakkı ve ulusal varlığının ayrılmaz bir parçası olan kendi kaderini tayin hakkını savunmak, bu temelde dört parçaya bölünmüş Kürdistan’ın her parçasında bu hak için mücadele etmek Newroz’un büyük mücadele ruhunu yaşatmak demektir.
Kim ne derse desin, Kürt ulusunun Kuzey Kürdistan’da, Rojava’da, Güney’de ve Rojhilat Kürdistan’ında yarattığı mücadele mevzilerini ve kazanımlarını korumanın yegane yolu kendi kaderini tayin hakkı temelinde mücadeleye sahip çıkmaktan, içinde yer almaktan, omuz omuza olmaktan geçiyor. Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını inkar eden, eğip büken hiç bir yaklaşım, hiç bir güç Newroz’un ruhunu yaşatamaz. Bu yaklaşımların hepsi sömürgeciliği ve sömürgeci devletleri güçlendiren, Kürt ulusunun özgürlük umutlarını zayıflatan ve yok etmeye hizmet eden yaklaşımlardır. Bugün yayılmakta olan umutsuzluk ve yönsüzlük duygusunu yaşayanların, kendi kaderini tayin hakkını inkar edenlerin, emperyalistlere ve sömürgeci güçlere kul/kölelikte çıkış arayan sağcı gerici güçlerin karşısına, “Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı vazgeçilmezdir, bunun için mücadele vazgeçilmezdir” şiarıyla çıkarak Newroz’un ve Demirci Kawa’nın umut, özgürlük ve mücadele ruhunu yaşatabiliriz.
İran’a yönelik ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizminin başlattığı savaş emperyalist bir paylaşım ve hegemonya kurma, bölgemizi ve dünyayı yeniden dizayn etme savaşlarının bir parçasıdır. Bu savaşın tarafları olan İran dinci faşist devleti de, soykırımcı İsrail ve ABD emperyalizmi de insanlık düşmanı barbar rejim ve devletlerdir. Newroz her türden baskıcı devlete/rejime ve işgalciliğe, sömürgeciliğe, soykırımcılığa karşı direniş simgesidir. Newroz bu savaşlara, soykırımlara, işgal ve hegemonya planlarına karşı halkların direnişini, alternatiflerini çıkarmak demektir. Newroz’u bu bilinçle sahiplenmeliyiz.
Soykırım ve savaş çemberi içinde kalmış olan bölge halklarımızın kurtuluşu halklarımızın deyişiyle “ele avuca bakmak”tan, yani emperyalistlerden özgürlük dilenmekten, onlara “şirin” görünmekten geçmiyor. İnsanlığın yaşadığı bütün felaketlerin kaynağında kapitalist sistem ve onun egemenleri emperyalist güçler ve işbirlikçileri vardır. Kürtler bölünmüşse onların topraklarını bölen emperyalistlerdir. Filistinler soykırımdan geçiriliyorsa, bunun kaynağı/nedeni emperyalistler ve onların işbirlikçisi bölgedeki gerici ve faşist devletlerdir. Bölgemizde ve dünyada yaşanan kötülüklerin kaynağı bu sistemdir ve bu sistemden herhangi bir ulusa yada topluluğa özgürlük ve insanca yaşam getirmesini beklemek en hafif deyişle akılsızlıktır. Ama çoğunlukla işbirlikçilik ve halklarımıza ihanettir. Şimdi tam da böyle günlerden geçiyoruz. Soykırımcı İsrail’den, halklara yüzyıllardır kan kusturan Amerika’dan halklar için özgürlük bekleyenler, İran’ın dinci faşist devletinden, tüm ezilenlerin çıkarlarına uygun ve ahlaki temellere dayanan bir “direniş” bekleyenler her yanı doldurmuş durumda.
Hayır, bunlar tümüyle yalandır, direniş gücünü ve bilincini yitirmiş olanların hezeyanlarıdır. Özgürlük ve insanca yaşam umudu halkların gücünde, halkların birlikte mücadelesinde, mücadele içinde kardeşleşmesindedir. Halkların kardeşliğine fikrine düşman kesilenler emperyalistlerden özgürlük dilenenlerdir. Kardeşliğin yerine, emperyalistlere ve yaşadığımız bütün sorunları yaratanlara kul, köle olmayı koyanlardır. Halklara düşman, ama emperyalistlere köle olanlar ne ulusal özgürlük, ne de insanca bir yaşam hedefine sahiptirler. Demirci Kawa, öyküde Asurluların devletine, barbar kralına, yönetimine karşı mücadele etti. Ama Asurlulara düşman değildi. Onun öyküsünde Asurlulara yada başka bir halka karşı düşmanlık yoktur, gericilere, halkları ezenlere karşı sıradan bir demircinin büyük bir isyancıya dönüşmesi, halkın özgücüyle bir barbar devlete karşı mücadeleye öncülük etmesi vardır. Newroz’un ve Demirci Kawa’nın yolunda yürüyerek halkların mücadele birliği ve kardeşliği sağlamaya çalışmak Kürtlerinde, tüm dünya halklarının da yegane garantisidir.
2026 Newroz’unu bu bilinçle karşılıyoruz. Dünyanın tüm işçilerini, ezilen halklarını ve diğer ezilenlerini Newroz’un özgürlük ve direniş ruhuyla selamlıyoruz. Kazanmak için birleşelim, örgütlenelim, dayanışmamızı büyütelim.










