
Dün ABD emperyalizmi tarafından Venezuela’ya yönelik bombalı saldırılara değil, bir Devlet başkanının, Venezuella Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırılarak rehin alınmasına da tanık olduk.
Demokrasiyi kurmak veya uyuşturucuyla mücadele adı altında yürütülen kara propagandayı Irak, Afganistan ve daha pek çok emperyalist işgal ve saldırıdan çok iyi tanıyoruz. Bugün de Şili, Bolivya ve Arjantin’de ABD tarafından açıkça müdahale edilmiş “seçim yollu” hükümet değişiklikleriyle bu saldırganlık sürüyor. Son olarak Venezuela’ya yapılan saldırı; petrol ve diğer yeraltı zenginliklerinin yağmalanması, pazarların ele geçirilmesi, stratejik ulaşım güzergahlarının kontrol altına alınması için Latin Amerika’da, Ortadoğu’da ve dünya çapında açık korsanlığın, işgalin ve diğer her türlü zorbalığın fütursuzca ve aleni biçimde devrede olduğunu gösteriyor.
1945 sonrasında uygulanmaya çalışılan, ancak emperyalistlerin sürekli ihlal ettiği “kurallı dünya düzeni/uluslararası ilişkiler” dönemi artık açık biçimde kapanmıştır. Gücü gücü yetene kuralının geçerli olduğu, haydutluk ve kıran kırana çatışmalı bir dünya sahnesi açılmıştır.
Son yılların gerçeği ve bundan sonra daha da berraklaşacak tablo şudur; bir taraftan “dünyanın tek hegemonu benim” mesajını güçlendirmeye çalışan ve saldırgalıkta sınır tanımayan ABD emperyalizmi ve küçük “ortakları” yer alırken, diğer tarafta ise dünya pazarlarındaki paylarını büyütmeye ve ABD hegemonyasını delmeye çalışan Çin ve Rusya bulunuyor. Bir yandan da bu çatışmalı tablo içinde rejimlerini korumaya çalışan, kendilerini büyük güç odaklarına yamaya uğraşan yozlaşmış veya doğrudan halk düşmanı rejimler bulunmaktadır. Ve asıl büyük güç olarak dünya halkları ise önderlikten yoksun da olsa direniyor, isyan ediyor ve tüm bu barbar odaklar karşısında çıkış yolu arıyor.
Emperyalist barbarlar ve çürümüş yada halk düşmanı rejimler dün Ortadoğu’da Filistin gerçekliğinde, bugün ise Latin Amerika’da Venezuela’da dünya halklarına savaş, işgal, açlık, sömürü ve ölüm biçmektedir. Ancak bunların “korkutucu ve ezici” güç gösterileri tüm tarih boyunca ancak kısa süreli başarılar olarak kalmıştır. Çin’den, Vietnam’a, Küba’dan ve sayısız diğer ülkeye kadar, “zayıf”olarak görülen halklar tüm emperyalistlere, bu vahşi güç gösterilerine, barbarca saldırganlıklarına rağmen yenilgiyi tattırmıştır.
Venezuella ve Latin Amerika halkları, tüm dünya halkları bu saldırganlıkları, işgal ve soykırım saldırılarını er yada geç yenilgiye uğratacak birikime ve hafızaya sahiptir. Bu saldırılar, halkların direniş güçlerine kapitalizmi ortadan kaldırmayı hedeflemeyen, sistem yasallığına ve seçimlere vb. dayanan çözümlerin bir çıkış yolu olmadığını apaçık gösteriyor. Devrimci çözümler yeniden halkların gündemine daha güçlü biçimde girecektir.
Rüzgar ekenler, fırtına biçecektir. Venezuella, Latin Amerika, Ortadoğu ve tüm dünya halklarının önünde daha sert mücadele günleri duruyor.
Özgürlük ve komünal bir ülke ve dünya için hemen şimdi Venezuela halkının yanında durma ve daha bu sert mücadelelere hazırlanma zamanıdır.
Emperyalizm Yenilecek, Venezuela ve Dünya Halkları Kazanacak!
4 Ocak 2026
SOSYALİST BARİKAT
EMEK VE ÖZGÜRLÜK CEPHESİ










